Anonim Olmak ve Bir Anonimin Yaşamı

Haberlerde, sosyal medyada ve hatta ayaküstü sohbetlerde dünyaca ünlü aktivist hacker (hacktivist) grubu Anonymous‘u duymayan yoktur diye umut ediyorum. Ülke insanımız onları haberlerde #opIsrael ve #opTurkey operasyonları ile tanıdı.

Grubun adı Anonymous çünkü grubu oluşturan aktivistler (hacktivist) anonim yani kimliksiz kişiler. Anonim olma durumuna ise anonimlik deniliyor. Anonim olmak (anonimlik) tanımı herkesin aşina olduğu bir kavram değil bu nedenle bilmeyenler için Anonymous örneği ile giriş yapmak istedim.

Gelelim röportajdaki anonim kişiye.

Kendisiyle Twitter’da uzun süredir tanışıyoruz. Önceleri farkında olmasam da DM’de ufak çaplı bir atışmamızın ardından fark ettim, anonimlik konusunda ne kadar tutarlı ve iyi olduğunu hatta buraya tıklayarak anonimlik üzerine yazılarını okuyabilirsiniz. Kendisi Twitter’da @songuncelleme kullanıcı adıyla ve network23.org/kame adresindeki blog sayfasıyla siber alemde yer alıyor. Bizim bildiğimiz adıyla Kus, e-Posta adresindeki adıyla kusburnu. Gerçek adını bilmiyoruz ve gerçek adıyla hiçbir sosyal medya mecrasında yer almıyor, sadece takma adıyla Twitter’da yer alıyor. Windows ve Mac kullanmıyor hatta Gmail, Hotmail, Yahoo vs. gibi e-Posta servislerini bile kullanmıyor.

Bende gerçek anlamda anonim biriyle bağlantım varken röportaj yapmak ve merak ettiğim şeyleri sormak istedim.

Bir anonime bu soruyu sormak tuhaf olabilir ama kendinden bahseder misin?
10 yıla yakın bir süredir sadece GNU/Linux kullanan ve Unix işletim sistemlerine ilgi duyan, son 2 yıldır da gizlilik ve anonimlik üzerine araştırmalar yapıp bu konularda yazılar yayınlayan gayet sıradan biriyim. Bununla birlikte, hazırlamış olduğum bir GNU/Linux canlı cd projesi var.

Neden Kus ve Kusburnu takma adını kullanıyorsun? Özel bir sebebi var mı?
Aslında pek yok. Kullanıcı adı bulma konusunda hiçbir zaman başarılı olamadım. Birkaç arkadaş böyle sesleniyordu, böyle de kaldı diyebilirim.

Peki, anonim olmak veya anonimlik ne demek?
Anonimlik tanımı ilk olarak 2000 yılının başlarında Pfitzmann ve Hansen tarafından ortaya atılmış ve günümüz anonim literatürü tarafından da kabul edilmiştir. Bu tanıma göre anonimlik; anonimlik seti içinde kimliğin saptanamaz olma durumuna ve bir öznenin başka özneler (saldırgan, rakip…) tarafından farkedilmeden anonim olarak işlemine devam etmesine denir.

Görüldüğü üzere, anonimlik saldırganların varlığını ve bu saldırganların anonim özne hakkında bilgi toplamaya çalışmalarını da içerir. Ayrıca, anonimlik kişisel bir tehlike modeline dayanır ve bu model der ki; “kimsiniz, kimden gizleniyorsunuz, neden ve ne tür bir risk alıyorsunuz?” Bu sorulara göre de özne kendine bir anonimlik seti oluşturur. Bu bahsettiğim bilimsel ve literatürde geçen tanımıdır. Bir de şöyle bir yanlış algı var; anonimlik birinin bir kullanıcı adı arkasına gizlenip önüne gelene hakaret ettiği, sağa sola laf atıp yanına kâr kaldığı anlamsız ve gereksiz, korkakça bir şeydir. Hayır, anonimlik böyle bir şey değildir. Anonimliği böyle kullanmak bireyin kendi seçimidir.

Anonim olmaya neden ve ne zaman karar verdin?
Tam kesin bir zaman veremeyeceğim ama Edward Snowden’in NSA ile ilgili videosunu ilk izlediğimde karar verdim diyebilirim. Kararımdaki en büyük etken; gizlilik hakkının hiçe sayılarak küresel bir dinleme ve gözetim altında ve Türkiye gibi giderek artan baskıcı bir rejim karşısında bana ayrılması gereken özel bir alanda, bir şeyin içeriğini, zamanlamasını ve kimlerle paylaşılacağımın benim kontrolümde olmaması ve gizlilik hakkımın güvendiğimi düşündüğüm büyük şirketlere bırakılmaması gerektiğini anladığım zamandır.

İnsanlar neden anonim olsunlar ki?
Bu konuda çok temel bir örnek vereyim. Düşünce, bir konu hakkında zihinsel hüküm kurmaya denilir ve bu süreç bireyin kendi iç dünyasındadır, başkaları tarafından bilinemez. Düşünceler yazıyla, resimle, fotoğrafla, müzikle vs. ile yansıtılır.

Gizlilik hakkınızın elinizden alındığı, düşünce özgürlüğünün ve bu doğrultuda ifade özgürlüğünün olmadığı baskıcı rejimlerde kendinizi oto-sansüre almadan özgürce ifade etmek ve inandığınız şeyleri söylemek için elinizde anonimlikten başka bir şey kalmıyor.   – Kus

Gelecekte insanlar siber dünyada geride bıraktıkları hangi izler için pişman olacaklar ya da olacaklar mı?
Bunu iki taraflı düşünmek gerekli. Bir; gerçek hayatta yaptığın ve internete taşınan izler. İki; Internet’te yaptığın ve gerçek hayatını etkileyen izler. Neden ikiye böldüğüme gelirsek bunu örnek vererek anlatayım. Almanya’da iki kişi ünlü birine suikast düzenliyor ve öldürüyorlar. Hapiste ceza süreleri tamamlanıp serbest bırakıldıklarında, Wikipedia’da öldürdükleri kişinin sayfasında “… tarafından suikaste kurban gitti.” şeklinde isimlerini görüyorlar. Kamuya olan cezalarını ödediklerini ve bu yüzden isimlerinin Wikipedia sayfasından kaldırılması için dava açıyorlar. Bu, bahsettiğim şeyin bir tarafı. Diğer tarafında, Yesica Toscanini adında Arjantinli bir iç çamaşırı modeli, bazı fotoğraflarının (muhtemelen çıplak, kendi yükledikleri veya birilerinin bir şekilde elde ettiği) ve hakkındaki içeriklerin kaldırılması için Yahoo Argentina’ya dava açarak arama sorgularında gelen cevapların silinmesini sağlıyor.

Aslında, insanlar bazı paylaşımlarından bir şekilde pişman ve çok ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Çünkü, paylaştığın veri bir şekilde senin kontrolünde olmayan ve ulaşamayacağın bir bulut üzerinde saatli bomba gibi beklemektedir.

Yeni onaylanan “unutulma hakkı” bu noktada yapılan bazı hatalardan geri dönüş imkanı vermektedir. Bizde ise durum kötüye gitmekte, daha uzun sürelerde kullanıcı bilgileri saklanması, bir istihbarat aracına dönüştürülen TİB ile gizlilik ihlalleri yapılarak hiç umulmadık bir şeyden bile büyük pişmanlıklar duyulabilir.

Bankalarda, okullarda, marketlerde, e-ticaret sitelerinde gerçek bilgilerimiz var bu bilgiler birbirleriyle bağlantı durumunda. Modern hayat adıyla bize sunulan günümüz şartlarında insan ne kadar anonim olabilir? Sonuçta big brother hayatımızın her alanında
Anonimlik tanımında da bahsettiğim üzere, insanlar oluşturdukları model doğrultusunda belirli bir oranda (bana göre tamamen anonim olmak diye bir şey söz konusu değil) anonim olabilir ve Büyük Birader karşısında kendisini koruyabilir. Benim açımdan önemli olan gerçek hesaplar ile anonim hesapların karıştırılmaması ve birbirleriyle ilişki kurulmamasıdır. Bu sağlandığı ve anonimlik araçlarıyla ilgili gelişmeler yakından takip edildiği sürece başarı oranı da artacaktır.

Günümüzde dev e-Posta sağlayıcıları yazışmaları saklıyor ve hükümetlerle, istihbarat birimleriyle paylaşabiliyor. Anonimlik adına e-Posta kullanımında nasıl bir önlem aldın?
Bununla ilgili yaptığım iki önemli şey var.
Birincisi, büyük hizmet sağlayıcılarını kullanmayı bırakıp aktivistlerin desteklediği Riseup gibi otonom servislere yöneldim.

İkincisi, e-postaları şifreleyerek gönderiyor ve alıyorum. Bu konuda da bana e-posta gönderen kişileri şifreli iletişim için teşvik ediyorum. Bunun temel amacı şu; ben birine bir şey söylemek istiyorsam ve bir şekilde birilerinin bundan haberi oluyorsa iletişim gizliliğine sahip değilim demektir. Bunu sağlamak için de şifreleme bir gerekliliktir. Diğer yandan, iletişimin gizliliği ne devletlere, ne büyük şirketlere ne de organizasyonların eline bırakılmamalıdır. Bu yüzden de otonom servislere destek ve iletişimde şifreleme tercih edilmelidir.

Vatandaşı gözetlemeyen bir devlet ortamı daha tehlikeli olmaz mı? Devlet vatandaşı neden gözetlememeli?
Kısaca, devletin doğası gereği kötü olduğunu düşünüyorum. Sistemli olarak her şeyi kendi istediği bir denetim ve disiplin altında tutacağı ve
yönetimde ister bilim adamları, ister din adamları ister başkaları olsun sadece kendi çıkarları için hareket edeceği için ilk olarak devlet birey
için tehlikelidir. Anayasa devleti sınırlasa da insanların hakkı olan şeyleri insan hakkı adı altında tekrar insanlara sunulup hâlâ ve ısrarla
bunların çiğnenmesi asıl tehlikeli olandır.

İnsanlar, bir üçüncü göz tarafından izlenmekdikleri zaman daha dürüst, daha üretken ve yaratıcı olurlar. Devletlerin ise bahanesi belirlidir; ülkenin çıkarları ve toprak bütünlüğünü korumak, vatandaşlarının sağlıklarını herhangi bir tehlikede bırakmamak, toplumun ahlakını  bozacak şeyleri ve terörü engellemek sebebiyle gizlilik kolaylıkla ihlal edilebilir, herkes gözetlenebilir. Burada kantarın topuzu hep devlet tarafında ağır basacağı için de gizlilik ihlali devletin bir kontrol aracına dönüşerek istediği insan profilini zorlanmadan oluşturmasına yardım eder. Çünkü, gizliliğin sana sağlayacağı birçok özgürlükten mahrum kalacağın ve kendini daha resmi, söyleyeceğin şeylerin toplumda göreceği tepkiden korktuğun için de daha sınırlayıcı olacağın için kendi kendine sansür uygulamaya başlayacaksın.

Bir diğer nokta da, gözetim bireye eriştiği kaynaklar ve içerikler için de bir sınırlama getirecek, bilgi akışını gözetim yüzünden ya kesecek ya da özgürce istediği konularda açık bilgi akışı içine dahil olamayacaktır. Gizlilik hakkı ise sana yapay bir ada oluşturur ve bu ada sadece senin kontrolün altındadır. Bu adada ayıplanma korkun olmaz, düşünce ve ifade özgürlüğüne sahipsindir,  inancını gizleme gereğin kalmaz, istediğin gibi deneyler ve hatalar yapabilirsin. Bu senin fiziksel ve akıl sağlını korur, daha özgür bir birey  yapar. İşte, bu yapay ada ne kadar çok gözetlenirse o kadar kendini sınırlama ve devletin istediği bir denetim ve disiplin altına girersin.

Son olarak, web siteleri hazırlayan bir girişimci, yazılımcı ve geek olduğunu düşün. Gözetim için güce veya altyapıya sahip olan devletin böyle bir sistemi, seni veya rakip gördüğü bireyleri ve çalışmaları ortadan kaldırmak veya ele geçirmek için kötüye kullanabilir ve tamamen totaliter bir araç haline dönüştürebilir. Bu yüzden her birey kendi gizlilikleri için tutkulu olmalı ve bu konuda çaba sarfetmelidir. Bu konu aslında o kadar geniş ki söylenecek ve gösterilecek tonla örnek de bulunabilir.

Blog sayfandaki yorumlardan anladığım kadarıyla sana fena halde öfkeli ve izini süren bir kitle var. Nedir bunun sebebi? Neden sana bu kadar kafayı takmışlar?
Bu, benim de pek anlayabildiğim bir durum değil. Fakat, dikkatimi çeken birkaç durum var. Belirli bir grup, makale içeriklerinin devletin çıkarlarıyla ters düştüğünü ve bu yüzden kaldırılması gerektiğini savunuyor. Bunu ileriye taşıyıp epey ciddi tehdit edenler de var. Bir başka grup, makalelerdeki bilgileri kendileriyle bir yarış haline sokarak benim açıklarımı kollayıp yorumlar üzerinden bundan faydanlanmak istiyor. Kaldı ki, ben ısrarla yazarak öğrendiğimi, makalelerde eksikler ve hatalar olabileceğini ve her şeyi bilemeyeceğimi belirten biriyim. En son gelen e-postalar üzerine yorumlarda seçici olmaya başladım. Çünkü, makalenin içeriği kadar geribildirimler de okuyan kişiler için çok önemli oluyor. Ayrıca, makalenin eksik veya anlaşılamayan kısımları bu yolla giderilmektedir. Bu yüzden açık bilgi paylaşımının en önemli noktası bilginin sadece paylaşılması değil, değerlendirilmesi ve yorumlanmasıdır.

Son olarak, benim ortaya koymaya çalıştığım felsefe doğrudan bilim etiği çerçevesinde gizlilik hakkı, ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, konuşma özgürlüğü, Internet özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve sansür gibi kavramları kapsıyor. Bunu yaparken de inanç, etnik kimlik, dil, görüş gibi ayrımlar yapmadan direkt olarak bu ihlallerin kendisiyle, hiçkimsenin etkisi veya desteği altında kalmadan -kısaca otonom olarak- uğraşıyorum. Empati yapamayanlar “biz – siz – onlar” şeklinde ayrımlarda boğulurken beni de sürüklemeye çalışıyorlar. Umduklarını bulamayanlar da öfkeyle mesaj gönderebiliyor.

Anonim olmanın sıkıntılarını yaşadın mı hiç? Anonim olmanın hiç eksisi yok mu?
Şimdilik bir sıkıntı yaşamadım diyebilirim. Eksisi muhakkak vardır. İletişimde güçlükler çıkabiliyor. İnsanı biraz daha fazla paranoyak yapabiliyor. İyi bir projeye sahipsen iş ağında referans veya örnek olamıyor.

Peki, anonim olmak iş ağlarında, sosyal medyada ve mevcut arkadaş çevrenle bağlantıda kalmanı zorlaştırmıyor mu? Yoksa gerçek adını taşıyan başka hesapların var mı?
Çevremle iletişimde pek interneti kullan biri değilim. Şu an kullandığım Twitter hesabı hariç başka bir hesaba da sahip olmadığım için
arkadaşlarımla telefonla veya yüzyüze görüşüyorum. Hiçbirinin de böyle bir projem olduğundan veya neler yazdığımdan haberleri yok.

İş ağı konusunda anonimlik malesef bir engel. İçeriğiniz ne kadar iyi olursa olsun bunları proje veya örnek olarak sunabilme ihtimaliniz yok. Tam bir öldürmez ama süründürür durumu denilebilir.

Korsan Parti hakkında ne düşünüyorsun? Sence tam anlamıyla aktif olarak siyasete girmeliler mi?
Korsan Parti, Türkiye’de muhalefeti ve muhalefet algısını değiştirebilecek yeni bir kan. Bununla ilgili de yoğun olarak çaba sarfediyorlar. Her alanda konuşmak yerine de daha spesifik alanları hedef alıyorlar. Meclisteki muhalefeti düşünürsek 5651 sayılı kanundaki boş koltukları ve önermelerdeki eksiklikleri unutamıyorum diyebilirim. Muhalefete sorarsan, önermeler yapılmıştır ama başarılı olunamamıştır. Çoğunluk yoktur, anlayacağınız bahane çoktur. Belirli konularda Korsan Parti’nin bunu giderebileceğini düşünüyorum. Aktif olarak siyasete girilmesi konusunda kafam biraz karışık. Evet, siyasete girilmesi gerek ama ben şu anki haliyle o meclise girmezdim.

Siyasi görüşün nedir?
Buraya kadar okuyanlar anarşist olduğumu düşünecektir. Ücret politikası ve “emeğin değeri var mıdır?” üzerine konuşsaydım ağır Marksist denilirdi. Ben artık hiçbir şey söylemiyorum ama çok sevdiğim bir Kızılderili sözü var;

“Dünya Güneş’in yardımıyla yaratıldı. Her şey olduğu gibi kalmalı. Dünya yaratılırken üstünde sınır çizgileri yoktu. Onu bölmek insanlara düşmez!”

Dünyaca ünlü ve benimde sempatizanı olduğum bir siber oluşum var, Anonymous. Bunlar hakkında ne düşünüyorsun?
Birçok eylemini desteklediğim bir aktivist grup. Özellikle Tom Cruise’un Scientology’le ilgi videosu yayımlandıktan ve büyük tepkiler çektikten sonra kaldırılmış ve Anonymous’un Scientology ile ilgili protestoları başlamıştı. O zamandan beri de yakından takip ederim. Aaron Swartz’ın intiharından sonra, Barret Brown ve Manning için yapmış oldukları eylemleri desteklemiştim. Şimdilerde sadece OP hesaplarını takip ediyorum.

Bilgisayarında hangi işletim sistemini kullanıyorsun?
Çoğunlukla GNU/Linux. Bazen değişiklik olsun diye FreeBSD kullanıyorum. GNU/Linux dağıtımı olarak Gentoo ve Arch ile vakit geçiriyorum.

Linux dağıtımları kullanmak iş ve eğitim hayatında zorluklar yaşatmıyor mu? Örneğin bazı programların alternatifi yok Linux tarafında
Eğitim konusunda pek zorluk yaşamadım. Hatta hiç yaşamadım diyebilirim. Benim için önemli olan uygulamalardan biri Stata ve GNU/Linux sürümüne de sahip. Bunun dışında Eviews Wine ile sorunsuz çalışıyor. Libre Office tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor. İş hayatı  noktasında GNU/Linux’un beni etkileyen veya zor durumda bırakan bir yanını hiç yaşamadım. Alternatif kısmına gelirsek; evet bazı uygulamaların alternatifleri yok fakat bu konuda açık kaynak yazılımcıların teşvik edildiği veya desteklendiği de pek görülmüyor. Hep bir kısır döngü gibi bakılıyor ama benim için değil. Yazılımcıları ne kadar desteklersek o kadar çok özgün ve özgür alternatifler görebiliriz.

Cep telefonunda hangi işletim sistemini tercih ediyorsun? Android ya da diğer custom romlara güveniyor musun?
IQCarrier’dan sonra Android’e güvenmeyi kesmiştim. Daha sonra Cyanogenmod’a geçiş yaptım. Kendi romumu düzenlemeyi ve oluşturmayı başardığımdan bu yana sadece kendi hazırladığım romları kullanıyorum. Ama bundan sonra bir telefon alacak olursam “akıllı telefon” kategorisinden çok standart cep telefonuna yönelirim. Hatta, tek işi telefon etmek ve kullanmayacak da olsam mesajlaşmak olan sıradan bir telefon alırım/alırdım.

Mobilde ve bilgisayarda mesajlaşma yazılımı ne kullanıyorsun? Kullanıyor musun?
Mobilde mesajlaşmıyorum. SMS dahi kullanmıyorum. Biriyle iletişime geçeceksem sadece telefon ediyorum. Bu durum cep telefonu kullanmaya başladığımdan beri böyle. Ayrıca, SMS’ten rahatsız olduğumu bile söyleyebilirim. Bilgisayarda -pek mesajlaşma sayılmaz- IRC için Weechat kullanıyorum. Jabber kullandığım dönemlerde Bitlbee ve OTR eklentisini kullanıyordum. Şimdilerde Firefox eklentisi olan Cryptocat’i tercih ediyorum.

Ne tarz müzik dinlersin?

Pek tarz ayrımım yok. Fakat, çoğunlukla agresif müzikler dinliyorum. Gangsta Rap’ten Classic Thrash’e kadar çok geniş bir alanda epey bir grubu yakından takip ediyorum. Bu aralar vaktimi rahmetli Chuck Schuldiner ile Death’in efsanevi Symbolic albümü ile geçiriyorum. Bundan önce de benim en sevdiğim gitarist olan Jason Becker ile Cacaphony’i ve Method Man’in hastası olduğum Tical 2000: Judgement Day’i dinliyordum.

Hayata bakışını değiştiren veya asla unutamam dediğin filmler var mı?
Hayata bakışımı değiştiren diyemem ama hiçbir zaman unutamayacağım ve her izlediğimde aynı keyfi aldığım filmler var.

  • Stalker
  • Dom za Vesanje
  • Blade Runner
  • Monty Python’s Life of Brian
  • Idi I Smotri
  • Bab’Aziz
  • Duvar
  • Takva
  • The Man From Earth

Ayrıca en sevdiğim yönetmen için Sergei Eisenstein diyebilirim. Şaheser diyeceğim filmlerini defalarca izlemek bir yana kitaplarını da büyük bir keyifle okudum. Özellikle “Her aşçı yönetmeyi bilmelidir” sözü, bir iş yaparken hiç aklımdan çıkmaz.

En sevdiğin kitaplar?

  • Dostoyevski – İnsancıklar
  • Turgenyev – Babalar ve Oğullar
  • Gorki – Benim Üniversitelerim
  • Gonçarov – Oblomov
  • Platon – Devlet
  • Thomas Mielke – Gılgameş
  • Thomas Moore – Utopia
  • Zamyatin – Biz
  • Bruno Schulz – Krokodil Sokağı
  • Albert Camus – Yabancı
  • Mark Twain – Huckleberry Finn
  • Oscar Wilde – Balıkçı ile Ruhu

Yaşamak istediğin şehir?
Nara / Japonya

Ölümün 12 santimetre ile ıskaladığı ve gelecek planı yapmayı bırakmış biri olarak bu soruyu samimiyetsizce soruyorum. Bundan 10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun? Nasıl bir yaşam hayal ediyorsun?
Hiçbir yerde göremiyorum. Hayat o kadar belirsizliklerle dolu ki.

Son olarak, eklemek istediğin veya insanların bilmesini istediğin şeyler var mı?
Açıkçası, fazla yok. Son olarak söylemek istediğim, birey dürüst olmak zorundadır ve empati yapmayı bilmelidir. En azından kendimi böyle olmak zorunda hissediyorum. Anonim olmak da yalan söylemek de kötü biri olmak da bir seçimdir. Burada bireyin dikkat etmesi gereken anonim olmanın bireylere yalan söylemek için bir kamuflaj sağladığı veya hakaret edebilmenin yolunu açtığı hatasına kapılmamasıdır. Sosyal bir mesaj veriyorum gibi olduysa da affola.
Teşekkürler.

Aşağıda @songuncelleme‘nin hazırladığı; gizlilik, sansür ve anonimlik üzerine pdf formatlı kitapları indirebilirsiniz. Kendisinin deyimiyle; bu kitabı çalıp, gönlünüzce dağıtabilirsiniz.

İndir: Bu Kitabı Çalın (Sansür Özel)

 

Düşüncelerini Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir